<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754</id><updated>2011-11-27T16:11:11.146-08:00</updated><category term='böbrek'/><category term='havale'/><category term='degeneration'/><category term='diyet'/><category term='sinir'/><category term='zehirlenme'/><category term='penis'/><category term='ansefalit'/><category term='afazi'/><category term='kolestrol'/><category term='bayılma'/><category term='rejim'/><category term='jinekolok'/><category term='yumurta'/><category term='ensefalon'/><category term='idrar'/><category term='impotans'/><category term='kanser'/><category term='beyin'/><category term='yiyecek'/><category term='deliryum'/><category term='anosmi'/><category term='hormon'/><category term='safra'/><category term='yasak'/><category term='dalak'/><category term='baş ağrısı'/><category term='prostat'/><category term='kan'/><category term='hiperkinezi'/><category term='bellek'/><category term='envazyon'/><category term='mesane'/><category term='akromegali'/><title type='text'>medikal</title><subtitle type='html'>medikal, medikal aletler, medikal sözlük, medical</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>7</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-6007931118150996731</id><published>2009-06-28T08:18:00.000-07:00</published><updated>2009-06-28T08:19:32.568-07:00</updated><title type='text'>epilepsi</title><content type='html'>Epilepsi Beyin içinde bulunan sinir hucrelerinin]] anormal bir elekro-kimyasal desarj yapması sonucu ortaya çıkan norolojik bozukluk-hastalıktır.. Beynin normalde çalısması ile ilgili elektriğin asırı ve kontrolsuz yayılımı sonucu olusur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi nobetleri farklı sekillerde ortaya çıkar. Bazı nobetlerden once bir korku hissi gibi olağandısı algılamalar ortaya çıkarken, bazı nobetlerde kisi yere dusebilir, bazen ağzı kopurebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi hastasının dikkat etmesi gereken noktalar&lt;br /&gt;* Duzenli ve dengeli beslenmelidir. Açlık kesinlikle olmamalıdır.&lt;br /&gt;* Vucut hareketlerini azaltıcı aktivitelerle uzun sureli ilgilenmemelidir.&lt;br /&gt;* Alkollu,asitli,kafeinli içeceklerden uzak durmalıdır.&lt;br /&gt;* Asırı derece yorulmamaya ozen gostermelidir.&lt;br /&gt;* Uykusuz kalmamalıdır.&lt;br /&gt;* Motorlu araç kullanımı,yuzme gibi faaliyetlerde bulunmamalıdır. (Yuzme bir kisi denetiminde olabilir.)&lt;br /&gt;* İlaçlar duzenli olarak her gun aynı saatte alınmalıdır.&lt;br /&gt;* Sinir,stres,asırı uzuntu, asırı heyecan ve korkudan uzak durmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Semptomik Epilepsi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* Tumor&lt;br /&gt;* İskemik lezyon: Beyne giden kan akımı azaldığında (iskemi), beyin dokusundaki besin maddeleri ve oksijen azalır. Bu da hucre hasarına ve epilepsi nobetine yol açar.&lt;br /&gt;* Konjentinal malformasyon: Doğustan gelen bozukluklar.&lt;br /&gt;* Gebelik doneminde annenin ilaç ve alkol alımı, bebeğin gelisimini etkileyecek mikrobik hastalıklar epilepsi nedeni olabilir.&lt;br /&gt;* Doğum sırasında olusabilecek beyin zedelenmesi, kanaması, beynin oksijensiz kalması epilepsiye neden olabilir.&lt;br /&gt;* Doğum sonrası menenjit, beyin iltihabı gibi rahatsızlıklar epilepsiye neden olabilir.&lt;br /&gt;* Febril konvulziyon: Atese bağlı istem dısı siddetli kasılmalar.&lt;br /&gt;* Enfeksiyon: Tum vucudu etkileyen ya da siddetli olan enfeksiyonlar Febril konvulziyon’a neden olabilir.&lt;br /&gt;* Troid hastalıkları: Troid bezi vucuttaki sıvı dengesinin kontrolunde onemli bir rol oynar. Sıvı dengesi ise Epilepsi eğilimini belirleyen bir faktordur. Genellikle troid sorununun tedavi edilmesiyle Epilepsi de duzelir.&lt;br /&gt;* Beslenme: Bazı insanlarda Epilepsi’nin nedeni olarak B6 vitamini eksikliği saptanmıstır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İdiyopatik Epilepsi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Genetik: Aileden gelen, mutasyona uğramıs gen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Epilepsi Çesitleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Basitlestirilmis sekliyle epilepsi nobeti kısa sureli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hucrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi nobetlerinin çok değisik çesitleri mevcuttur. Kırkın uzerinde nobet tipi tanımlanmıstır. Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlasılan ve iyi bilinen tonik-klonik nobetin yanısıra baskalarının hiç farketmeyeceği kadar hafif nobet çesitleri de vardır. Tanımlanmıs bu mevcut nobet tiplerine rağmen herkesin geçirdiği nobet kendine ozgu bazı farklılıklar gosterebilir. Bu durumlar bazı hastalarda epilepsi tanısının konulmasını guçlestirir ve çok çesitli karısıklıklara neden olur. Ne yazık ki pek çok hastaya tanı konulamaz ve kendilerindeki problemin ne olduğunun açıklığa kavusması yıllar alabilir. Bazı kisilerde ise baska bir bozukluğun yol açtığı belirtiler yanlıs olarak epilepsi tanısı alabilir. Gelisen tanı yontemleri sayesinde yanlıs tanılar giderek azalmaktadır. Yeni yapılan sınıflandırmalar ile farklı nobet isimlerinin ortaya konması konunun daha karmasık hale gelmesine neden olmustur. Bu nedenle aynı nobet farklı isimlerle adlandırlabilir. Bu bolumde çok teknik ayrıntılara girmeden elden geldiğince genis bilgi verilmeye çalısılmıstır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde akılda tutulması gereken nobetlerin iki çesit olduğudur; parsiyel (yani beyinde bir bolgeye sınırlı baslayan nobetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak olarak baslayanlar). Yaygın baslangıç daha kotu ve siddetli bir nobet anlamına gelmez. Buradaki gruplama sadece nobeti olusturan nedenin farklılığı ile bağlantılıdır ve tibbi nedenlerle bu isimler verilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nobet anında yasananlar (nobet belirtileri) beyin aktivitesindeki değisikliğin nereden basladığına ve ne kadar hızla yayıldığına bağlıdır. Parsiyel nobetler isminden de anlasıldığı gibi beynin bir kısmından baslarlar. Elektriksel desarj ya o bolgede kalır ya da beynin diğer bolgelerine yayılma gosterir. Jeneralize nobetler (tonik-klonik, absans, ve myoklonik gibi çesitleri vardır) tum beyne yayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne tur nobet olduğunun bilinmesi buyuk onem tasımaktadır. Çunku muhtemelen bu hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol gostericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Basit parsiyel Nobetler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu nobetlerde hasta nobet geçirirken tek bir bulgusu vardır, vucudun belirli bir bolgesini tutar. orneğin bir ayakta ya da kolda kasılmalar nitelikli epilepsi turune basit parsiyel motor nobetler denir. Bu turde nobet basladığı yerde kalabildiği gibi belirli bir duzene gore ilerleyerek vucudun yarısını tutabilir. orneğin elde baslayan konvulziyonlar sırasıyla on kola, ust kola, yuze ve dile, sonrada alt ekstremitelere(bacaklara) yayılabilir. Eğer vucudun diğer yarısına geçerse bilinç bozulabilir. Nobet durduktan sonra kasılmaların gelistiği tarafta kuvvetsizlik olabilir. Bunun dısında basit duyusal nobetler gelisebilir bu turde bir ekstremitede, genellikle elde ve parmaklarda uyusma-karıncalanma, yanma ve nadiren ağrı gibi kısa suren belirtiler olusabilir. Bu belirtiler lokal olabileceği gibi vucudun bir yarısını sarabilir. Deri yuzeyinde renk değisiklikleri (kızarma-solma), sesler duyulması, kan basıncı değisiklikleri, sadece bilinç bulanıklığının eslik ettiği bir çok çesit parsiyel epileptik nobetler olusabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kompleks parsiyel Nobetler&lt;br /&gt;Yukarıda sozu edilen nobetlere bilinç bozukluğu eslik ettiğinde kompleks parsiyel nobetler teriminin kullanılması onerilir. Duyusal nobetlerde parsiyel epileptik nobetlerden farklı olarak hissedilenler basit ısık çakması veya sekilsiz bir goruntu yerine hastanın geçmis yasamından bir sahne, goruntuleri, sesleri, kokuları, lezzetleri, duygularıyla tekrar yasanır. Fakat hastalar hissettiklerin seylerin gerçekle bağdasmadığının bilincindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jeneralize epileptik Nobetler&lt;br /&gt;Jeneralize epileptik nobetleri birkaç baslık altında toplamak mumkundur. Petit mal dediğimiz ve ani bilinç kaybı ile birlikte konusma yurume, yeme gibi motor aktivitelerin kesilmesiyle niteli sekli en sık gorulenidir. Nobet sırasında vucut pozisyonu korunur ve hasta yere dusmez, gozler bakakalmıs gibidir, iletisim kuramaz ve hasta etrafının farkında değildir. Ani iletisim bozukluğu, tek bir kasta veya kas grubunda ani, kısa sureli kasılmalar v.b. sekillerde ortaya çıkabilir. Hastada bilinç kaybı olusur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsinin acil mudahale gerektiren epileptik nobetlerin aralarında normal donem olmadan, ardarda birbirlerini izlemesi seklinde ortaya çıkabilir. Normal kosullarda epilepsi tanımına uygun olarak, ilk epileptik nobeti izleyen bir yıl içinde en az bir nobet daha geçiren hastalara antiepileptik tedavi baslanır. Kullanılacak ilaç nobet tipine gore seçilir. Tedavide bazen tek ilaç kullanımı yeterli gelmediğinde çoklu ilaç kullanımı uygulanabilir. Tedavide ilacın kullanımından çok bu ilacın kan seviyesi tedavide onemlidir. Bazı ilaçların yeterli kan seviyesine ulasması 14-30 gun alabilir. Tedavide asıl amaç nobetlerin durdurulmasıdır ve verilen ilaç tedavisi ile yuksek oranda nobetler durdurulmaktadır. Nobetleri tam olarak durdurulmus hastalarda tedaviye aynı ilaç ile ortalama 3-5 yıl devam edilebilir. Bu nedenle doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaç kesilmemelidir. Bu surenin sonunda ilaç kesildikten sonra tekrar nobet geçirme riski %25 kadardır. İlaç kullanmaya basladıktan sonra ilk haftalarda ilaca bağlı vucutta bazı tepkiler gorulebilir. Tedavinin baslangıcında deri dokuntuleri olabileceği akılda tutulmalıdır. Tedavinin ilk bir ayı içinde birkaç kez tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testlerinin kontrolu için doktora basvurulmalıdır. Tedavinin en uygun ilaç ile uygun dozda, surede yapılması hastalığın tedavisinde çok onemlidir. Bu nedenle tedavinin her asaması uzman hekim tarafından takip edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi belirtileri her kiside farklı seyreder. Belirtilerin hepsi gorulmeyebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Bilinç kaybı&lt;br /&gt;    * Bayılma&lt;br /&gt;    * Titreme, yere dusme&lt;br /&gt;    * Otururken uzaklara dalma&lt;br /&gt;    * Nefes darlığı, nefes kesilmesi&lt;br /&gt;    * Dokularda ve yuzde morarma&lt;br /&gt;    * Asırı tukuruk salgılanması&lt;br /&gt;    * İdrar kaçırma&lt;br /&gt;    * Hareketlerini kontrol edememe&lt;br /&gt;    * Kriz sonrası saskınlık, uyku hâli.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Tedavi yontemleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi, mutlaka doktora basvurulması ve doktorun gerekli gorduğu surece kontrol altında kalınması gereken bir hastalıktır. Bu durum, epilepsinin omur boyu devam edeceği seklinde algılanmamalı. Epilepsinin bazı turleri hasta belli yaslara geldiğinde kendiliğinden tamamen duzelebilir ve ilaç tedavisine gerek duyulmayabilir. Ancak bu kararı doktor vermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nobetlerin tekrarlaması ve status epileptikus hali, beyinde oksijensiz kalmaya bağlı bazı etkilere yol açabilir. Her nobet bir sonrakinin ortaya çıkmasını kolaylastırabilir. Tedavisiz kalan kuçuk nobet turlerinin bir sure sonra buyuk nobetlere donusme olasılığı vardır. Bu nobetlerde hastanın maruz kalabileceği merdivenden dusme, kisi sokakta ise trafik kazası, suda boğulma gibi tehlikeler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenlerle epilepsiye mutlaka mudahale edilmelidir.. Epilepsinin en onemli tedavi sekli ilaç tedavisidir. Epilepside kullanılan ilaçlar beyin hucrelerinin asırı uyarılma durumununa baskı uygulayarak nobetlerin olusunu engeller. Bu ilaçlar her gun, onerilen dozda ve saatlerde çok duzgun bir sekilde kullanılmalıdır. Doktor çocuğun yasını, kilosunu, nobet tipini goz onune alarak ilaçları seçer. İlaçları duzenli ve doktorun tarif ettiği gibi kullanmak çok muhimdir. Kullanılan bu ilaçların hastalığı tamamıyla geçirmez ama nobetleri engeller veya sayısını azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilepsi tedavisinin duzgun bir biçimde surdurulmesi halinde de nobetler devam edebilir. Tıbbın dev adımlarla ilerlediği dunyamızda hiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına tedavi ile nobetlerin %100 kaybolacağını garanti edemez. Nitekim dunya istatistiklerine bakılacak olursa uygun tedavi sartlarında hastaların %60’ında nobetlerin tumuyle ortadan kalktığı, %20’sinde tum tedavi seçeneklerine rağmen nobetlerin devam ettiği gorulmektedir. Ebeveynlerin hiç aklından çıkarmamaları gereken bir nokta, epilepsi çağdas tıbbi tedavi yontemleriyle yeterince kontrol altına alınamıyorsa orta çağın buyuculuk yontemleriyle hiç durdurulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi turlerinde ulkemizde cerrahi tedavi olanakları gelistirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cerrahi mudahale, ilaçlara yanıt vermeyen hastalarda uygulanmalıdır ve epilepsi cerrahisi konusunda uznamlasmıs ozel tıp merkezlerinde yapılmalıdır. Ameliyat sırasında nobetlere neden olan beyin bolgesi çok incelikli bir sekilde alınır. Tedaviden sonra hastaların %90′ı goze batacak sekilde gelisme gostermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990′lı yıllarda nobetleri kontrol etmenin guç olduğu durumlarda, diğer bir seçenek olarak yeni bir tedavi yontemi bulunmustur. Bu yeni yontemde, boynun yan tarafında uzanan vagus siniri aracılığı ile beyne uyartılar gonderilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk mudehale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   1. Kisi guvenilir bir yere yatırılır. Etrafındaki esyalar çarpma tehlikesine karsı uzaklastırılır.&lt;br /&gt;   2. Kisinin bası hafifçe alnından tutarak geriye doğru yatırılır solunumu açık olsun diye.&lt;br /&gt;   3. Ayakları hafifçe yuksek bir yere kaldırılır.&lt;br /&gt;   4. Bası yere çarpmasın diye el yardımıyla bası desteklenir.&lt;br /&gt;   5. Kesinlikle soğan, kolonya gibi seyler koklatılmaz.&lt;br /&gt;   6. Kisinin hareketleri durdurulmaya çalısılmamalıdır. Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğrasılsa da bir yararı olmayacaktır.&lt;br /&gt;   7. uzerindeki sıkı giysiler gevsetilir, çıkarılır.&lt;br /&gt;   8. Ayıltmak için uğrasmanıza gerek yoktur. Kisi yavas yavas kendine gelir.&lt;br /&gt;   9. Kisi kendine geldikten sonra yorgunluk, geçici olarak bilinç kaybı, sersemlik olabilir. Bu yuzden bir sure dinlendirilmelidir. Kendine geldikten sonra hastaneye goturulmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-6007931118150996731?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/6007931118150996731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=6007931118150996731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/6007931118150996731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/6007931118150996731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2009/06/epilepsi.html' title='epilepsi'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-7099451533165020906</id><published>2007-10-21T04:46:00.000-07:00</published><updated>2007-10-21T04:49:45.444-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yiyecek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rejim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasak'/><title type='text'>Kanser</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kanser&lt;/span&gt;; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar&lt;br /&gt;- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler&lt;br /&gt;- İyileşmeyen yaralar&lt;br /&gt;- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük&lt;br /&gt;- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları&lt;br /&gt;- Ben ve siğillerde görülen değişmeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- beyin ve omurilikte %1 - Ciltte %10&lt;br /&gt;- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6 - Memelerde %14&lt;br /&gt;- Sindirim sisteminde %25&lt;br /&gt;- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3&lt;br /&gt;- Karaciğer ve safra kesesinde %3&lt;br /&gt;- Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Makro-biyotik Gıda Rejimi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yasak&lt;/span&gt;tır&lt;br /&gt;Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-7099451533165020906?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/7099451533165020906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=7099451533165020906' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/7099451533165020906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/7099451533165020906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/kanser.html' title='Kanser'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-1341472901681447694</id><published>2007-10-21T04:43:00.000-07:00</published><updated>2007-10-21T04:44:23.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='safra'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hormon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dalak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kolestrol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zehirlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurta'/><title type='text'>Kolestrol</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kanda kolestrol yüksekliği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kolestrol&lt;/span&gt;, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meydana Gelişi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-1341472901681447694?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/1341472901681447694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=1341472901681447694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/1341472901681447694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/1341472901681447694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/kolestrol.html' title='Kolestrol'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-8361096808930008788</id><published>2007-10-21T04:37:00.000-07:00</published><updated>2007-10-21T04:39:49.784-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='impotans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böbrek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='idrar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mesane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jinekolok'/><title type='text'>Üroloji</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üroloji&lt;/span&gt; (Bevliye)&lt;br /&gt;Böbrekler , İdrar yolları , Mesane, Prostat , Penis ve Testislerin hastalıklarını ; erkeklerde infertilite (kısırlık) ve İmpotans (iktidarsızlık) konularını inceleyen ve tedavi eden bilim dalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürolojinin Konuları ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları&lt;br /&gt;- Mesane (İdrar Kesesi) Hastalıkları&lt;br /&gt;- Prostat Hastalıkları&lt;br /&gt;- Penis ve Testislerin Hastalıkları&lt;br /&gt;- Erkeklerde Zührevi Hastalıklar&lt;br /&gt;- Çocuk Ürolojisi&lt;br /&gt;- Jinekolojik Üroloji&lt;br /&gt;- Endoskopik Üroloji&lt;br /&gt;- İmpotans (İktidarsızlık)&lt;br /&gt;- Erkeklerde İnfertilite (Kısırlık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Böbrek ve idrar yollarının ana karnındaki gelişme bozukluklarına bağlı anomalileri , iltihaplanmalar , taş teşekkülü , kistler , iyi ve kötü huylu tümörler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mesane Hastalıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mesane anomalileri , mesane ön duvarının kapanmaması, tıkanıklıklar, iltihaplanmalar, Divertiküller, iyi ve kötü huylu tümörler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Prostat Hastalıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prostat mesane altında yer alan , mesaneden çıkıp dışarı açılan idrar yolunu çepeçevre saran bir salgı bezidir. Görevi meniyi oluşturmaktır. Prostatın genç erkeklerde 'Prostatit' denilen iltihaplanmaları orta ve ileri yaşlarda iyi huylu büyümesi ve kanseri sıklıkla görülür. 45 yaşından itibaren her erkeğin senede bir defa üroloji muayene yaptırması gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-8361096808930008788?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/8361096808930008788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=8361096808930008788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/8361096808930008788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/8361096808930008788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/uroloji.html' title='Üroloji'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-5716879609649275631</id><published>2007-10-06T08:13:00.000-07:00</published><updated>2007-10-21T04:47:10.529-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anosmi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ansefalit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ensefalon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='envazyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperkinezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bellek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='degeneration'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akromegali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='afazi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baş ağrısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deliryum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayılma'/><title type='text'>Beyin</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;afazi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyindeki ilgili alanların tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin kaybı. Disfazi, aynı durumun daha hafif bir formudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akromegali&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön bölümünün aşırı çalışmasına bağlı bir durumdur. Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda baş gösterirse gigantism adı verilen dev görünüm oluşur. Bozukluk büyüme çağının bitiminden son&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;anosmi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Koku alamama, nezle grip gibi enfeksiyonlarda olabildiği gibi koku siniri ile ilgili beyin bölgesindeki patolojilerde de görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ansefalit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin iltihabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;baş ağrıları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir. Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları. Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları. Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları. Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları. Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları. beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları. Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları. Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları. Saralılarda görülen baş ağrıları. Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları. Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları. Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları. Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları. Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları. Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;başdönmeleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. Düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bayılmalar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bellek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyinde depolanan bilginin daha sonra bilince çağırılma işlevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;degeneration&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyinde yozlaşma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;deliryum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Akut organik beyin yetmezliğidir. Aslında klinik bir tanıdır. Genel olarak bilişsel bozulmaya neden olan mental bir bozukluktur. Sıklıkla görsel hallüsinasyonlar eşlik eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ensefalon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;envazyon&lt;/span&gt; (invasion)&lt;br /&gt;Yayılma, örneğin kafatasındaki bir tümörün beyin dokusuna envazyonu denince tümörün beyine yayılması kastedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;havale&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hiperkinezi&lt;/span&gt; (hiperaktivite)&lt;br /&gt;Huzursuz, saldırgan, yıkıcı etkinlik; çoğunlukla altta yatan bir beyin patolojisiyle ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hipofiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin tabanında burun arkasının üst kısmına uyan bölgede hormon salgılayan bir bezdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kist hidatik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bazı organlarda (daha çok karaciger, akciğer, beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;menenjit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin zarlarının (Meninkslerin) iltihabıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nöroşirürji&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;beyin cerrahisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oligodendroglioma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sinir sistemi destek dokusuna ait, özellikle beyincikte görülen kötü huylu tümör.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ödem&lt;/span&gt; (edema)&lt;br /&gt;Vücutta anormal miktarda su toplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddi sonuçlar doğurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sağırlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;salgın menenjit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;talamus&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Orta beyindeki bir cekirdek grubuna verilen addır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;uyurgezerlik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tıp dilinde somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;verem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-5716879609649275631?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/5716879609649275631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=5716879609649275631' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/5716879609649275631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/5716879609649275631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/beyin.html' title='Beyin'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-80661446208112416</id><published>2007-10-06T08:07:00.001-07:00</published><updated>2007-10-06T08:07:58.705-07:00</updated><title type='text'>dalak</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dalak hastalıkları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kala-azar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Leishmania donovani parazitinin sebep olduğu yüksek ateş anemi dalak ve karaciğer lezyonları ile belirgin ağır enfeksiyoz hastalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kanda kolestrol yüksekliği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;karın ağrısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-80661446208112416?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/80661446208112416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=80661446208112416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/80661446208112416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/80661446208112416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/dalak.html' title='dalak'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6751620284338282754.post-8914414026519835574</id><published>2007-10-06T07:58:00.000-07:00</published><updated>2007-10-06T08:02:14.583-07:00</updated><title type='text'>Vücudumuz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vüdudumuz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Organ, biyolojide belirli bir görevi veya görevler bütününü yapan doku grubudur. Latince organum ("alet, araç") sözcüğünden türemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan hayvanlar (insanlar dahil), kalp, akciğer, beyin, göz, mide, dalak, pankreas, böbrekler, karaciğer, bağırsaklar, deri, rahim ve idrar torbası gibi organlara sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dolaşım sistemi (veya kardiyovasküler sistem) maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir. Ayrıca, vücut sıcaklığını ve pH'yi dengelemeye yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üriner sistem idrarı (ürin) üreten, depolayan ve taşıyan sistemdir. İnsanlarda iki böbrek, iki idrar yolu (ureter), iki sfinkter kas ve üretradan oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan iskeleti, kemiklerden oluşur ve bağlar (ligamanlar), kirişler (tendon), kaslar, kıkırdaklar ve diğer organlar tarafından desteklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kas sistemi, hayvanların biyolojik sistemlerinden birisidir ve hayvanların hem iç hem de dış hareketlerini sağlar. Omurgalılardaki kas sisteminde üç farklı kas tipi bulunur: kalp kası, çizgili kaslar ve düz kaslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenfatik sistem veya lenf sistemi lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşan bir organ sistemidir. İkinci bir dolaşım sistemi olarak tanımlanabilecek olan lenf sistemi yine de yapısı itibariyle dolaşım sisteminden çok farklıdır. Dolaşım sisteminden bağımsız olarak çalışan lenfatik sistem bağışıklık sistemi içeriğini yine dolaşım sistemine boşaltır ve genel olarak bağışıklıkta rol alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örtü sistemi, hayvan anatomisinde sıklıkla bir hayvanın en büyük organ sistemidir ve deri, saç, tüyler, pullar, tırnaklar ve deri bezleri ile onların ürünlerini (ter gibi) kapsar. Dış çevre ile vücudu ayırır ve vücudu dış çevreye karşı korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirim sistemi veya gastrointestinal sistem, sindirim borusu (sindirim kanalı veya gastrointestinal kanal) ile sindirim bezlerini içeren, çok hücreli hayvanlarda yiyeceğin vücuda alınımı, sindirilmesi, gerekli besin ve enerjinin absorbe edilmesi ve atık maddelerin vücuttan atılması ile ilgilenen organ sistemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinir sistemi, bir hayvanın içsel ve dışsal çevresini algılamasına yol açan, bilgi elde eden ve elde edilen bilgiyi işleyen, vücut içerisinde hücreler ağı sayesinde sinyallerin farklı bölgelere iletimini sağlayan, organların, kasların aktivitelerini düzenleyen bir organ sistemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreme sistemi, bir canlının üremesinde rol alan anatomik yapıların bütününe verilen bir isimdir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6751620284338282754-8914414026519835574?l=medikalmedikal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/feeds/8914414026519835574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6751620284338282754&amp;postID=8914414026519835574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/8914414026519835574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6751620284338282754/posts/default/8914414026519835574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://medikalmedikal.blogspot.com/2007/10/vcudumuz.html' title='Vücudumuz'/><author><name>ahm3t</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17968507664548479828</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
